
Tatil matil, iş arama turları derken, 1 aydır bloguma hiç bir şey yazmamıştım ve onu gerçekten özlemiştim; neyse ki bugün internet explorer’ın adres satırına adını yazıp, göz göze geldim onunla, hasretle sarıldık, özlemişiz birbirimizi; tıpkı bundan 2 yıl önce Yeditepe Üniversitesi’nde master yaparken, Ankara’da Gazi Üniversitesinde okuyan sevgilimi özlediğim gibi …
Üniversiteden sonra bir fetret devrine girmiştim, hangi kızı beğensem ya sevgilisi var, ya sözlenmiş, ya nişanlanmış, en iyi ihtimalle evlenip boşanmış çocuğu var; işin kötüsü pek seçici de sayılmam, hep vasat sevgililerim olmuş, hatta tiplerini, vücutlarını geç; adları bile sıradan hep Burcu, Didem, Tuğçe; olmamış ki hayatımızda bir Peri, bir Hande, bir Tuana ya da Yosun, Selen, Sıla …
Herşey xuqa.com adlı sitede peanut kazanmak amacıyla poker oynamamla başladı, Texas Holdem’in Türkiye’de zirve yaptığı zamanlar, e2’de Poker turnuvaları yayınlanıyor, Negreanu, Mizrahi, Phil Laak, Esfandiari hepsi ailemizin bir parçası gibi, biz arkadaşlarla, evlerde toplanıp Texas geceleri düzenliyoruz, elimizdeki poker chiplerini havalı havalı çevirip, abuk ellerle restler çekiyoruz, neyse efendim işte bu sitede bu güzel oyun üzerine kurgulanmış, hesabındaki peanut (yer fıstığı) kadar oyun oynayabildiğin bir site, bir taraftan da arkadaşlık sitesi konseptinde resim, yaş, medeni durum, aradığı özellikler ...
Phistic diye bir rumuzu vardı, ufacık resimden gerçek mi yoksa boyamı olduğunu, pek de seçemediğim sarı saçları vardı. Hemen işe koyuldum en havalısından bir göz kırptım, güzel bir mesaj yazıyım ayrıca dedim samimiyetin prim yaptığı günlerdi, en güzeli direk lafa girmek diye düşündüm, bu ufacık resimden bile harika göğüslerin fark ediliyor, onların üzerinde parmaklarımın elips çizerek dolaşmasını isterdim demek istedim yapamadım , öte yandan poker oynanan pencereye döndüğümde, geç oynadığım için masadan şutlandığımı fark ettim, umursamadım. Dolaptan votka aldım üzerine buz gibi kolamı dökerek, zengin bir karışım yaptım, 2 tane de buz attım, bir yudum içtim ve mesajı yazmaya başladım : harika görünüyorsun phistic seni tanımak için sabırsızlanıyorum, bana seni tanıma ayrıcalığını yaşatmak istermisin? kelimeleri klavyemin tuşlarından dökülüverdi. Anlamadığım böyle harika görünen bir kız nasıl olur da yalnız olur, çok seçici olmalısın kıh kıh diye yılışıklıkla samimiyet arası bir tonda mesajımı noktaladım.
Sonra hiç beklemediğim bir şey oldu, mesaj kutuma yeni bir mesaj düşmüştü, yoksa dedim bu o sarı saçlı, güzel göğüslü, fındık dötlü kızmıydı; gerçekten samimiyet prim yapmışmıydı ? Evet tam da öyle olmuştu, fındık döttü bu, saçlarının boya olduğunu ama gerçek rengine boyattığını söyledi, 2 yıldır kimseyle beraber olmadığını, erkeklere güveninin sarsıldığından gem vurdu, şimdilik görüşmek için erken olduğunu, zaten birkaç gün sonra Ankara’ya döneceğini söyledi.
Gitmeden görüşmeye ikna ettim onu, Kadıköy’de Boğa heykelinin orada buluştuk, ertesi gün yine buluştuk; Ankara’ya gitmeden O’nu ikna etmiştim, bir ilişkim vardı artık. 2-3 haftada bir Ankara’ya gidiyordum, bazen de o geliyordu İstanbul’a işte o zamanlarda O’nu nasıl özlediysem, blogumu ve takipçilerini de şimdi öyle özledim yeniden hoşgeldim …
hayattan ne beklersen onu elde edersin eğer sen karşındakine vasat sevgiler verirsen vasat sevgililerin olur belkide okadar vasat değillerdir senin göremediğin güzellikleri vardır...eğer gerçek sevgiyi arasaydın isimlere takılıp kalmazdın bir sevgiliden beklediğin hep böle fiziksel özelliklerimidir??burdan onu çıkarıyorum .eski sevgiline duydugun özlemide blog özlemine nasıl bağladın onuda bilemedim doğrusu:)))
YanıtlaSilben daha yapıcı eleştriler bekliyorum ama böyle yıkıcı değil, eski sevgilime özlemim falan da yok zaten evliler ilgimi pek çekmiyorlar, boşanmadıkları sürece x)
YanıtlaSilben de yıkıcı eleştirilerden yana deilim
YanıtlaSilayrıca seni anlıyorum blog özlemi bambaşkadır gerektiğinde sevgili özlemine de benzer:))
ayrıca bahsettiğin kişi sevgilin de olsa gerçekçi olmalısın vasatsa vasattır
ben bu konuya daha gerçekçi bakıyorum işi iç güzelliğe bağlamanın bi anlamı yok=))
o zaman konuyu hande yener'in o çok moda şarkısıyla bağlayalım, siz hiç sevmessiniz gerçi ama banamı yasak aşkın, suçlu bu kelime, ben dönüyorum kendi bedenime; sen vasat birine ;)
YanıtlaSiliyi de siz neden benim eleştirimi eleştiriyosunuz ki???? ben onu anlamadım.burda öneli olan blogdaki yazının eleştirilmesi değilmi?
YanıtlaSil